Bir Öğrencinin Toronto’da geçen 11 aylık dil eğitimi ve staj Günlüğü

Herkese merhaba ben Dilara. Toronto’nun en iyi dil okullarından EC English’te dil eğitimi ve çalışma deneyimi yaşamak inanılmazdı. 11 aylık bu süreci kapsayan Toronto’da eğitim ve aktivitelerle dolu bir günlük hazırladım sizlere.
1- Nasıl mı başladı?

Karar aşaması biraz zordu, uzun dönem bir yere dil öğrenmeye gitmek hemen verilebilecek bir karar değildi benim için. Üniversitede turizm bölümünü bitirdikten sonra kullandığım İngilizce beni tatmin etmemeye başladı. Daha önceden de 1 ay kadar İngiltere’de eğitim aldığım için yurt dışında dil öğrenmenin faydalarını biliyordum. İngiltere deneyimimin de etkisiyle yeni mezun olmuşken uzun dönem bir yere gitmeye karar verdim.
2- Nerede Dil eğitimi alınmalı?

Ve sonrasında yurt dışına en az 6 ay gitme kararı aldım peki ya hangi ülke ya da hangi şehri seçmeliydim? Bahsettiğim üzere daha önce kısa sürede olsa İngiltere Cambridge’te eğitim almıştım ve çok faydasını görmüştüm o süre içerisinde de pek çok şehri gezme imkanım olmuştu bu yüzden bu kez İngiltere dışında bir ülke olmasını istiyordum. (Cambridge dil okul serüvenimi de okumayı unutmayın) Hatta bu kez okyanus ötesi olmalıydı. Amerika ve Kanada hep merak ettiğim ve gezmek istediğim ülkelerin başında geliyordu. Uzun dönem okumak içinde ideal ülkeler olduğunu düşünüyordum. Sonuçta o kadar yol gitmişken kalmak mantıklı geliyordu.
3- Neden Toronto’ya Karar verdim?

Araştırmalarımdan sonra Toronto da dil eğitimi almaya karar verdim. Kanada Dolarının biraz daha düşük, ülkenin Amerika’ya göre biraz daha uygun oluşu ve Türk sayısının daha az olması bu kararı almamı sağladı. Üstelik Amerika vizemi alarak Kanada’dan Amerika’ya da kolaylıkla geçebilecektim.
4- Toronto’ya karar verdim ama kafamda deli sorular

Açıkçası güney insanı olarak bu karar ilk başta beni çok korkutmuştu. Daha önce hiç soğuk bir şehirde yaşamamıştım. Üstelik soğuktan nefret eden bir insanımdır. Ve okuduğum bazı yazılar beni çok korkutmuştu. Ama gözümü karartmıştım. En azından benim için çok farklı bir deneyim olacaktı nasılsa yazın gidiyordum.
5- Sıra Toronto’da dil okulu bulmaya geldi…

Araştırmalarım sonunda, iyi bir eğitim alabileceğimi düşündüğüm EC English dil okuluna karar vermiştim. İyi eğitim veren tanınmış zincir bir okul olması kararımda etkileyici bir rol oynamıştı. Zincir olmasının bir avantajı da eğer Kanada’yı sevmeyecek olursam Amerika’ya gidip EC English okulunun başka bir şubesinde eğitimime devam edebilecektim. Bu imkanı sağlıyor olması beni çok cezbetmişti.
6- Peki ya Vize süreci…
Mezun olup diplomamı aldıktan sonra en önemli kısım olan vize işlemlerim başladı. Toplamamız gereken evraklar gerçekten çok fazlaydı fakat vize alabilmemiz için bunları toplamamız gerekiyor ve tabi iyi bir niyet mektubunun yazılması. Evrakları toplayıp başvurumuzu yaptıktan sonra beklemesi kaldı ve vizem 3 haftada çıktı. Daha öncesinde pek çok ülkeyi gezmiş ve vize almış olmama rağmen o bekleme süreci vize alabilecek miyim acaba? Heyecanıyla geçti. 3 haftanın sonunda pasaportu elime alınca çok rahatlamıştım ve mutlu olmuştum. Bana 11 aylık vize vermişlerdi. Hemen ardından Amerika turist vizesine başvurumu yaptım oradan da 10 yıllık vizeyi kaptıktan sonra artık kimse tutamazdı beni.
7- Merhaba Toronto
Ailem ve Arkadaşlarımla vedalaştıktan sonra Toronto Seyahatim başladı. Evet 15 saatlik Frankfurt aktarmalı seyahatin sonunda Toronto’ya varmıştım. Neyse ki tüm yol oyalanacak bir şeyler bulmuştum. Bolca film izleyip hemen ardından uyudum. Telefonumu açtığımda ise saatin 7 saat geriye alındığını fark ettim, yol boyu uyumuş olmam jetlag olmamdan kurtarmıştı beni. Ve artık Toronto’daydım.
8- Konaklama tercihim aile yanı oldu

Konaklama olarak aile yanı konaklamasını tercih etmiştim. Hava limanı karşılaması sonrasında beni kalacağım aileye bıraktılar. Ailemin yanına yerleşmemle esas Toronto maceram başlamış olacaktı. Evde çok tatlı bir kadın karşıladı beni. Evdeki odama yerleştim. Giderken yanımda bir kaç ufak hediyeyle gitmiştim hediyeleri görünce o kadar mutlu oldu ki! Ertesi gün okulum olduğu için bana okulun yerini ve yolları gösterdi haftalık metro kartı aldık ve bir metro haritası edindim. Ailem temiz ve güvenilir bir aileydi. İlk ay bana çok yardımcı oldular. Giriş çıkış saatlerime hiç bir zaman karışmadılar, ev işi yapmak zorunda da kalmadım. İlk aylar için aile yanının ideal bir karar olduğunu düşünüyorum.
9- EC okulunda ilk günüm.

Kaybolmadan okulun yolunu buldum neyse ki. İlk gün sınav olacaktık. Yeni gelen bütün öğrencileri bir sınıfta toplayarak oryantasyon yaptılar. Hocalarımız, nerede ne var, ofis çalışanları, artık hepsini azda olsa tanıyordum. Sınavdan sonra herkesin kaynaşması için bir kaç aktivite düzenlendi. Sonrasında seviyelerimize göre sınıflara ayrıldık. Sınıflar çok aydınlık ve ferahtı. Okul, modern sınıflara sahipti. Sınıfta 10 kişiydik ve bu derse adapte olmamız acısından çok büyük avantaj sağlamıştı.
10- Toronto’da çok hızlı geçen ilk haftam

Artık Toronto’ya alışmaya başlamıştım tabi bunda okulumun ve kaldığım ailenin etkisi çok fazlaydı. Güzel arkadaşlıklar edinmeye başlamıştım ve okulun aktivitelerine mümkün olduğunca çok katılıyordum. Dersler ise genelde proje sunmakla ve gruplar halinde sohbet kıvamında geçiyordu. Düşündüğüm gibi hiçte sıkıcı değildi. Öğretmenler derste çok aktifti. Nasıl eğitim verileceğini iyi bilen ve İngilizcenin sadece gramerden ibaret olmadığını gösteren hocalarımız vardı.
Okulumu çok sevmiştim ve daha 1 hafta olmasına rağmen rahat konuşmaya başladığımı hissetmeye başlamıştım. Tabi bunda hiç Türkçe konuşmamamın, yabancı insanlarla kaynaşıp Türklerden uzak durmamın büyük etkisi vardı.
11- Toronto’da nereleri gezip görelim?

Yeni gelmemin vermiş olduğu heyecan ve her yeri görme isteğimle ilk ay çılgınlar gibi gezmiş ve pek çok arkadaş edinmiştim.
Royal Ontario müzesi, CN Tower, hayvanat bahçesi, bilim müzesi ve Casa Loma bu 5 yere biletsiz girilmiyor ve bunların giriş biletleri çok uyguna internetten bulunabiliyor.
Bilim müzesi ise gerçekten gezmekten çok zevk alacağınız bir yer.
Toronto Island(her mevsim ayrı güzel), Woodbine beach, Toronto Wonderland (büyük oyun parkı) , Edward garden, Toronto City hall (yapay havuz kışın puz pateni pistine dönüşmekte), Ontario lake başlıca gezilmesi gereken yerler arasında. Toronto Hourbour’da ise yazın festival, kışın buz pateni yapabilirsiniz.
Soğuk olmasıyla bilinen Toronto, aslında yazın çok sıcak. Kanada’ya gittiğimde yüzebileceğimi ve yazın bu kadar güzel geçebileceğini düşünememiştim doğrusu.
12- Yeni ev yeni başlangıçlar..

Aileyle olan anlaşmam 1 buçuk aydı ve çabucak geçmişti. Onlardan hiç ayrılmak istemesem de arkadaşlarımla eve çıkmalıydım artık. Aile yanında beraber kaldığım Japon arkadaşımla birlikte ev bakmaya başladık. Oradaki sistem genelde şuydu: eğer 1 yıldan az konaklayacak bir öğrenciysen ev yerine bir evin odasını kiralaya biliyordun.

Bir evde 2 oda bulmak bizi biraz yormuştu. Toronto’da kijiji ve craiglist gibi sitelerden rahatça oda bulabilirsiniz burada çok fazla seçenek mevcut. Tabi bulduğunuz evleri bizim gibi gidip gezmeniz gerekiyor bazen resimlerde ki gibi olmayabiliyor. Bizde sonunda büyük bir evin 2 odasını kiralamıştık. Artık yeni evimizdeydik ve burası okula çok yakındı üstelik bahçesinde tüm yaz barbekü partisi verme imkanımız oldu:)
13- Ee Niagara Şelalesine gitmeden olur mu hiç?
Buraya kadar gelmişken Toronto’dan 1saat uzaklıktaki Niagara Şelalesi’ne de gitmeden olmaz tabi. Buraya ayrı olarak otobüsle de gidiliyor fakat ben İlk gidiş için arkadaşlarımla okul gezisine katıldım. İlk durağımız Niagara On The Lake kasabası olmuştu. Burası üzüm bağları ve şaraplarıyla meşhurdu. Burada şarapların tadına baktıktan sonra Niagara’ya devam etmiştik.

Niagara Şelalesi’ne ulaştığımızda herkesin ağzı açık kalmıştı. O kadar güzel ve görkemliydi ki şelaleyi yakından görmek için sabırsızlanıyorduk. Hemen bot kuyruğuna girdik. Bize giymemiz için yağmurluk vermişlerdi ama giyerken bu kadar ıslana bileceğimizi düşünmemiştik. Unutulmaz bir deneyimdi bizim için. Türkiye’ye dönene kadar da pek çok kez geldik buraya. Şelalenin etrafında da gezilecek çok güzel yerler bulunuyor. İnsan burada hiç sıkılmaz. Ayrıca Amerika sınırını köprüden yürüyerek geçmeniz çok kolay sadece 0,50 Cent ile giriş yapabiliyorsunuz tabi Amerika vizeniz varsa. Doğrusu Amerika tarafı pek de hareketli değildi.
14- Gelmişken diğer Şehir hatta ülkeleri de görelim

Montreal Notre Dame
Yaz boyu Toronto dışında Montreal ve New York’ a gitme imkanım olmuştu. Montreal sanki Kanada’dan ayrı çok farklı bir ülke gibiydi çünkü Quebec sınırına girer girmez birçok şey Fransızca olarak devam ediyordu ve Toronto’dan farklı tam bir Avrupa ülkesi gibiydi. Burada İngilizceden çok Fransızca konuşmayı tercih ediyordu herkes.


New York ise bambaşka bir yer, uyumayan şehir. Big Apple olarak adlandırılan bu şehri o taraflara gitmişken görmek gerek. Toronto, New York arası uçak biletleri çok pahalı olabiliyor ama çok uyguna otobüs biletleri bulunuyordu. Ben biletlerimi Megabus’tan çok uyguna buluyordum. Yol 10 saat sürüyor olmasına rağmen New York için değer. Ayrıca okullarda çok sık New York’a gezi düzenliyorlardı.
15- Koca Yaz bitiyor..

Toronto’da artık yazın sonuna gelmiştik. Havalar hafiften soğumaya başlamıştı. Bütün yazı arkadaşlarla planlar yaparak bir yerlere giderek geçirmiştim. Sonuçta dil sadece gramerden ibaret değildi. Bence en önemlisi sosyalleşip arkadaş edinerek o dili aktif kullanarak öğrenmekti ve artık gerçekten de akıcı bir şekilde konuşabiliyordum. Tabi okulumun etkisi de büyüktü burada. Sosyalleşmenin yanında derslerimi hiç kaçırmıyor ödevlerimi projelerimi gününde teslim ediyordum.
16- Vee Maç sezonu başlaarr… Let’s goo Raptorsss!!!

Ekimin ortasına doğru maç sezonu da açılmış oldu. Meşhur NBA maçlarına Rogers Center’da katılmak muhteşemdi. Atmosfer harika. Bir de Toronto’daysanız, Raptors takımını tutmazsanız olmaz tabi. Her fiyata ve her bütçeye uygun maç bileti bulmak mümkündü. Tabi Toronto da Hokey maçlarını izlemeden de olmaz.

Ekimin sonlarına doğru artık soğuklar bastırmaya başladığı için yazın gördüğümüz göller, yapay havuzlar artık buz pateni ve hokey pistiydi.
17- Nee Toronto’yu Zombiler mi basmıışşş??

Her dönem farklı bir festival ve hareketlilik olan bu şehri gerçekten sevmeye başlamıştım. Ülkede geleneksel olarak Cadılar bayramından 1 hafta önce Zombi yürüyüşü yapılıyordu. Her yerde inanılmaz makyajlarla gezen insanlar oluyordu. Buna küçük bebek ve yaşlılarda dahil. Özellikle Toronto City Hall’de zombiler geziniyordu. Tabi cadılar bayramı da ayrı güzel kutlanıyor burada. 31 Ekim’de herkesi kostümlü görebilirsiniz. EC okulunda’da tabi bir kostüm partisi düzenlenmişti:)

Milattan önceki inanışa göre her sene ekim ayının son günü kötü ruhlar dünyaya gelir ve insanlara zarar verirmiş o kötü ruhların onları tanımaması için ise kılık değiştirirlermiş işte geçmişten kalan bu inanış günümüze kadar gelmiş ve artık festival şeklinde kutlanmaya başlanmış.
18- EC okulunda staj dönemi

Kasımda dönmem gerekirken biletimi erteledim. Evet, sırf meraktan yaptım çünkü bu ülkede kışın nasıl geçtiğini gerçekten merak ediyordum ve artık buraya çok alışmıştım. 5. Ayımdan sonra EC dil okulunun ofisinde gönüllü olarak çalışmaya başlamıştım. Bunun için çalışma izni almama gerek yoktu. Ofise başvuruda bulundum ve kabul ettiler. Hemen çalışmaya başladım ve stajyer olmama rağmen normal çalışanlardan hiçbir farkım yoktu.
19- Havalar iyice soğuyor.

Kasım sonu artık iyice soğuklar bastırmış ve kar yağmaya başlamıştı. Kaban ve botlarımı Toronto’dan almıştım çünkü soğuklara karşı özel üretiliyorlardı. Ayrıca Toronto yer altı dünyasıyla meşhurdu. Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun merkezde tek bir asansörle aşağıya indiğinizde kışı arkanızda bırakmış oluyordunuz ve bu beni büyülemişti.
20- Noel ve Yeni yıla az kala

Noel döneminde her yer cıvıl cıvıl ve bir koşuşturmayla geçiyordu. Her hafta şehirde aktiviteler devam ediyordu. Noel’e az bir süre kala Noel baba yürüyüşü yapılıyordu herkes kostümlerle yine sokaklardaydı. Meşhur Kensington market ise Chirstmas markete dönüşüyordu. Bu marketlerde Noel ile ilgili aklınıza gelebilecek her şeyi bulabiliyordunuz sıcak şaraptan, kurabiyelere, sokakta dans eden insanlara kadar Noel partileri hiç bitmiyordu. EC ofis çalışanları için limuzin kiralayıp Hard Rock Cafe’ yi kapattırmıştı ve inanılmaz eğlenmiştik.
21- Zaman giderek daralıyor

Gitmeme 1 ay kala durumun ciddiyetine varmıştım. 11 ayımı dolu dolu geçirdiğim, çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar edindiğim bu ülkeden gitmek istemiyordum. 6 aya yakın bir süre EC ofiste çalışmıştım ve gerçekten her şeye o kadar çok alışmıştım ki hiç bir şeye veda etmek istemiyordum. Bu ülkede gerçekten insanların birbirine saygısı vardı. Çalıştığım tek bir gün bile iş arkadaşlarımla sorun yaşamamıştım. Herkes birbirine çok saygılıydı. Kimse kimsenin arkasından konuşup kuyusunu kazmaya çalışmıyordu, herkes kendi işini yapıyordu. Bu ortamı bırakıp gidemezdim ama bazı kararları almak için biraz geç kalmıştım çünkü vizemin suresi dolmak üzereydi. Kanada maceramı devam ettirebilmem için bir koleje yazılmam gerekiyordu ve bu süreç için geç kalmıştım.
22- Doğum günü ve veda partisi..

Her hafta birine veda etmiştik ve artık sıra bana gelmişti. Burayı bırakmak gerçekten çok zordu. Doğum günümle Türkiye’ye dönüş tarihim birbirine yakın olunca ikisini bir arada kutlamış olduk. Öyle iyi arkadaşlar biriktirmişim ki, kaç kere kutlandı, kaç kere pasta üflediğimi hiç hatırlamıyorum. Ofiste bile benim için ayrı bir parti düzenlenmişti. İş arkadaşlarım mektup yazmıştı bana.
23- Nee Bittimii yani!!

11 ay nasılda su gibi geçti hiç anlamadım. Daha satırlara sığmayan o kadar güzel anılar yaşadım ki, şimdi arkama dönüp baktığımda ne kadar güzel arkadaşlıklar ve dostluklar edindiğimi görebiliyorum. Çoğu arkadaşımla hala konuşuyorum. Sanki hiç kopmamış gibi. Dünyanın her yerinden arkadaşlıklar edindim ve hatta bir kaçını kendi ülkelerinde ziyaret ettim bile.
24- Son olarak: Eğitimimi Advanced tamamladım.

Benim için her şey çok güzel geçmişti. Tabi gezmeler, eğlenmeler dışında derslerime de çok önem vermiştim. Pre-Intermediate olarak başladığım 6 aylık dil eğitimimi advanced olarak tamamlamıştım. Yani 6 ayda 4 kur atlamış oldum.
EC English’in ofisinde çalışmaya başladığım süreçte ise ücretsiz olarak personele sunulan eğitimden faydalanmıştım. Orada da İş İngilizcesi’ni tamamlayarak ülkeme dönmüş oldum.

